Türk futbolunda hakem atamalarına ilişkin tartışma, soruşturma dosyasına giren mesajlarla yeni bir boyut kazandı. Belgelerde, Merkez Hakem Kurulu Başkanı Ferhat Gündoğdu ile Süper Lig hakemi Yasin Kol arasında maç hakemleri, VAR ve AVAR görevlendirmeleri hakkında görüşmeler yapıldığı görülüyor.
Mesajlardaki Atama Trafiği Ne Gösteriyor?
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında incelenen dijital kayıtlara göre Gündoğdu, 26 Mayıs 2025’te Kol’dan görüntülü görüşme talep etti. Aynı gün yapılan 2 dakika 49 saniyelik görüşmenin ardından, aralarında çeşitli hakem isimlerinin bulunduğu listeler paylaşıldı.
Kol’un kendi adının da yer aldığı bir kadroyu MHK başkanına göndererek değerlendirmeyi yönetimin takdirine bıraktığı aktarılıyor. Kayıtlarda, bazı isimlerin birlikte ele alındığı ve maç görevlendirmeleri konusunda karşılıklı fikir alışverişi yapıldığı belirtiliyor.
- Hakem ve yardımcı hakem adayları mesaj yoluyla paylaşıldı.
- VAR ve AVAR görevleri için belirli isimler üzerinde konuşuldu.
- Taraflar arasında görüntülü ve sesli görüşmeler gerçekleştirildi.
- Soruşturma makamları, bu süreci atama düzenlemelerine müdahale iddiası kapsamında inceliyor.
VAR Odasıyla İlgili Soru Neden Tepki Çekti?
Dosyada yer aldığı belirtilen en dikkat çekici ifadelerden biri, Gündoğdu’nun Özgür Yankaya’nın yanındaki AVAR görevlisini kimin oluşturmasını istediğini sorması. Kol’un yanıtında ise Atilla isminin öne çıktığı görülüyor.
Normal işleyişte hakem ekiplerinin; performans değerlendirmeleri, gözlemci raporları ve önceden belirlenmiş ölçütler doğrultusunda oluşturulması beklenir. Aktif bir hakemin kurul başkanıyla belirli görevlendirmeleri doğrudan konuşması, bu nedenle tarafsızlık ve kurumsal bağımsızlık tartışmalarını büyüttü.
Yasin Kol’un suçlamaları kabul etmediği ve soruşturmanın hukuki sürecinin devam ettiği belirtiliyor. Henüz kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmaması gerekirken, yazışmaların kamuoyuna yansıması futbol çevrelerinde ciddi bir güven kaybı oluşturdu.
Kulüpler ve Taraftarlar Neden Öfkeli?
Hakem kararları yıllardır futbol gündeminin en tartışmalı başlıkları arasında yer alıyor. Her hafta bir kulüp verilen kararlara itiraz ederken, karşı taraf bu tepkileri başarısızlığı açıklama çabası olarak yorumluyordu. Soruşturma dosyasındaki mesajlar ise taraftarların yıllardır dile getirdiği kuşkuları yeniden gündeme taşıdı.
Tepkiler yalnızca tribünlerle sınırlı kalmadı. Kulüp yöneticileri, federasyondan açık ve hızlı bir açıklama talep ederken, Kulüpler Birliği Vakfı da bahis iddiaları nedeniyle disiplin kuruluna gönderilen yöneticilerin durumunu değerlendirmek üzere toplandı.
Özellikle alt liglerde bazı başkan ve yöneticilerin olağanüstü seçim çağrılarına destek verdiği ifade ediliyor. Kulüplerin baskısı arttıkça Türkiye Futbol Federasyonunun karar alma alanı da daralıyor.
Federasyonun Tutumu Tartışmayı Derinleştiriyor
Federasyon, yeni Merkez Hakem Kurulunun oluşturulması için çalışmaların sürdüğünü ve geçici bir yapı kurulduğunu açıkladı. Ancak Riva’da yapılması beklenen olağanüstü toplantının ertelenmesi, kamuoyundaki soru işaretlerini artırdı.
Federasyon Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, Türk futbolunda biriken sorunların tamamının mevcut yönetime yüklenemeyeceğini belirterek istifa etmeyeceğini açıkladı. Buna karşın eleştirilerin odağındaki MHK yapısının göreve getirilmiş olması, yönetimin sorumluluğu konusunda yeni tartışmalara yol açtı.
Güvenin Yeniden Kurulması İçin Gerekenler
Krizin aşılması, yalnızca görevdeki isimlerin değiştirilmesine bağlı değil. Hakem atamalarının hangi ölçütlerle yapıldığı açık biçimde duyurulmalı ve süreç denetlenebilir hale getirilmeli.
- Atama kriterleri kamuoyuyla paylaşılmalı.
- Hakem ve video yardımcı hakem görevlendirmeleri bağımsız biçimde denetlenmeli.
- VAR konuşmaları, uygun bir zaman gecikmesiyle yayımlanmalı.
- MHK, federasyon yönetiminden daha bağımsız bir çalışma düzenine kavuşmalı.
- İddialar, hukuki süreç tamamlanmadan kesin hüküm gibi sunulmamalı.
İşini kurallara uygun biçimde yapan çok sayıda hakemin, birkaç kişi hakkındaki iddialar nedeniyle zan altında kalması da krizin en ağır sonuçlarından biri. Şeffaflık sağlanmadığı sürece isimler değişse bile aynı güvensizlik ortamının yeniden oluşması kaçınılmaz görünüyor.
